21 Kasım 2017 Salı

Yasal Düzenlemeler ve Öneriler



Avrupa Birliğinin böcek yetiştiriciliği ve bunların alternatif hayvansal protein kaynağı olarak kullanımına izin vermesi önemli bir gelişme olmakla beraber oldukça rijit koşullar içeriyor. Birincisi böcek beslenmesinde kullanımına izin verdiği atık kalemleri son derece kısıtlı. Kan, kemik tozu, balık unu, bal, kollojen, render edilmiş yağ, süt ürünleri, geviş getiren hayvanların deri ve hidrolize edilmiş proteinleri, yumurta ve yumurta ürünleri  gibi zaten yem hammaddesi olarak değerlendirilen ürünler. Mutfak atıkları ve gübre kullanımı yasak. Anlayabildiğim kadarıyla tavuk atıklarının(kafa, bacaklar, kemikler vb) değerlendirilmesi mümkün. Yani kanibalizm yönetmeliği çerçevesinde kullanımı yasak olan atıklardan larvalara yedirilerek yararlanılmasına izin verilmiş. Türkiye yıllık 400 bin ton benzer atığa sahip olup Ocak 2017 itibari ile değerlendirilmeyen tavuk atıklarının kullanımı bu çerçevede mümkün. Ancak daha önce rendering yapılarak tavuk yemine katılan bu ürünlerin aynı işlemden geçirilerek larvalara yedirilmesi ve onların yem olarak kullanılması gibi dolaylı bir çözümün maliyetleri artıracağı ve mevcut market fiyatları ile pazar bulmasının zor olacağı aşikar. Dönüp dolaşıp aynı noktaya geliyoruz. Devletin bu üretimi desteklemesi şart. Üreticilere ürettiği böcek proteini için para vermesi gerekiyor. Yine de endüstriyel ölçekte üretim yapacaklar için bu yönetmelik çerevesinde atık bulmak çok mümkün görünmüyor. Yani Bakanlık Yönetmelik çıkarmaya kalkar ve sıkça yararlandığı copy paste işlemini kullanırsa değişen pek bir şey olmayacak. Öte yandan böceklerin Pet endüstrisinde kullanımına Bakanlık kağıt üzerinde izin veriyor ancak üretim standartları konusunda hiçbir mevzuat yok. Bu durumda üreticiler üretim için başvurduğunda izin alamıyorlar. Yem hammadesi olarak kullanılan mısır soya vb tarımal ürünlerin hangi koşullarda yetiştirildiği pestisid olarak ne kullanıldığı hiçbir denetime tabi değilken ve son ürünün içeriğindeki mikrobiyolojik ve kimyasal  limitlerle yetinilirken konu böcek olunca birden neden üretim standartları akla geliyor ve son ürünün niteliğinin standartlarının belirlenmesiyle yetinilmiyor anlamış değilim.
BSFLüretimi ve yasal mevzuat  konusunda Tarım Bakanlığı ile de paylaştığım öneriler şunlar.
1-Böcek çiftçiliği canlandırılmalı ve Tarım Bakalığı tarafından bir an önce gündeme alınmalıdır
2- Bu alanda deneyim sahibi akademik kadroların yetiştirilmesi gerekmektedir. Birikim yok denecek kadar azdır. Fen ve veterinerlik fakültelerinde  master ve doktora öğrencilerinin tez konusu olarak böcek yetiştiriciliğini  seçmeleri teşvik edilmelidir.
3- Üretim izni süreçlerinin üzerindeki bürokrasi hafifletilmelidir. Aksi takdirde ticari olarak orta vadede umut vaad eden bu sektöre girmek isteyen küçük girişimci adaylarının cesareti kırılacaktır.
4- Mevzuat hazırlanırken Avrupa Birliğinin ve Kanada’nın düzenlemelerinden yaralanılmalı ancakAvrupa Birliği Komisyon kararında yer alan larva besleme kalemlerine sebze meyve atıkları ve beslenme ürünleri ile paketli gıda atıkları dahil edilmelidir.
5- Yem mevzuatında yer alan ağır metal ve mikrobiyolojik standartlar ile limitler böcek proteini için de geçerli olmalıdır. Mevzuat değişiklikleri böcek türleri, larva beslenme kriterleri ile toksik maddelerin yasal limitlerinin mevzuata yerleştirilmesi ile sınırlı tutularak üretim izin başvuruları hızla neticelendirilmelidir.
6- Böcek üreticilerine atıkları kabul edilmesi için Çevre Bakanlığı tarafından verilen izinlerin, sebze ve meyve ile atık niteliği kazanmış paketli gıda ve beslenme ürünlerini kapsayacak şekilde (Çevre Bakanlığı bürokrasisine girmeden) Tarım Bakanlığı tarafından verilmesi sağlanmalıdır.
7- Yeterli bütçeye sahip pilot bir üretim tesisi kurulmalı,  küçük işletmeler ile hevesli girişimciler ve Bakanlık yetkilileri için eğitimlerin verilmesine başlanmalıdır.
9- Yurt dışındaki üretim tesisleri yerinde incelenmeli ve işbirliğinin şartları araştırılmalıdır. Yasal mevzuat hazırlanırken görece ucuz işgücü ve coğrafya avantajı nedeni ile ülkemizin çekici olacağı göönünde bulundurulmalı ve yabancı yatırımcılar için uygun koşullar sağlanmalıdır.
10. Bu sektöçok sayıda girişimci için fırsat yaratacaktır. Butik tavuk ve balık işletmesinin kurulması özendirilecek, mevcut olanların yem maliyetleri düşecektir.
11. Böcek üreticiliğinin Bakanlığın teşvik paketine sokulması faizsiz kredi ya da hibe programlarına dahil edilmesi çok büyük bir sıçrama yaratacaktır(İpek böceği yetiştiriciliği gibi). Konuya özelleşmiş bakanlık kadroları yetiştirilmeli, özellikle izin süreçlerinde yer alan bürokratların farkındalığı sağlanmalı, eğitimleri verilmelidir.
12. Konu, tarımla ilgilenen iyi eğitim almış kravatlı çiftçilerin uzun zamandır gündeminde yer almaktadır.  Bu kişilerden eğitim süreçlerinde yararlanılmalıdır

10 Kasım 2017 Cuma

500 Tavukluk Bir Kümes İçin BSF Üretimi


Böcek yetiştiriciliğinin yem içeriğinde hayvansal protein kaynağı olarak kullanımının güvenli olduğu akademik çalışmalarla ispatlandıktan sonra mevzuat değişiklikleri de hızla hayata geçiyor. Tarım Bakanlığı ile yaptığım yeni bir görüşmede bu konuyu gündemlerine aldıkları, mevcut durumun sürdürülemezliğinin farkında oldukları izlenimi edindim. Girişimci sayısı hızla artıyor. Anlaşılan o ki istim arkadan gelecek.
Butik tavuk işletmelerinin ya da aile tipi tavuk işletmelerinin yem maliyetlerini azaltmak için böcek yetiştirme konusunda çok hevesli olduğunu gelen sorulardan anlıyorum. Bu nedenle böcek işletmesinin tavuk stoğuna göre ölçeklendirilmesi önem kazanıyor. Günlük larva hasadı, atık niteliğine göre günlük atık ihtiyacı larva beslenme alan genişliği gibi üretim tasarımı parametrelerine karar verilmesi gerekiyor.

Örneğin 500 tavukluk bir işletme için;

Larva besleme alanı
12 metrekarelik bir larva beslenme alınına ihtiyaç var. Alanın larvaların 16 derecenin altında dormant eğilimi göz önüne alınarak 16-18 derece sıcalıklığın altına düşmeyecek şekilde ısıtılması ve ısı izolasyonu yapılması gerekiyor. Beslenme ortamının kısmi fermantasyona bağlı olarak daha sıcak olması beklenebilir ancak bu ısı artışı özellikle kurulukla doğru orantılıdır. Yani nem oranı yüksek atıklarla yapılan beslenmelerde bu ısı artışından medet ummak doğru olmayacaktır. Yere inşa edilmiş kenarları larva çıkışına izin verecek şekilde tasarlanmış beton havuzlar iyi iş görebilir. Kenar yüksekliği 25-30 cm olabilir. Ancak öncesinde zemine mutlaka bir drenaj sistemi kurmak gerekiyor. En önemli dezavantajı bu sızıntı suyu. Ekonomik değeri olmakla beraber biriktiğinde önemli bir larva kaybı nedeni. Sürekli hasada olanak verebilir olması ve larvaların aynı yaşta olmasının gerekmemesi avantaj. Diğer bir seçenek plastik kasalar. Aynı yüzeyi sağlayacak kadar plastik kasa ile üretim yapmak mümkün. Alanı dikine kullanmak mümkün olduğundan kapalı alan ihtiyacı küçülür. Sızıntı suyu her bir jenerasyonda kasalar temizleneceğinden büyük bir sorun teşkil etmeyecektir. En önemli sorunu her bir kasadaki larva yaşının aynı olmasının gerekmesi. Aksi durumda larvaları hasat etmek çok zor. Bu nedenle bu model kullanılacaksa bu üretim modeline larva kreşinin eklenmesi şart.

Atık miktarı:
500 tavuğun diyetlerine eklenecek hayvansal protein ihtiyacını karşılamak için günlük 48 kg nem oranı %80 olduğunu bildiğimiz sebze ve meyve atığına ihtiyaç duyulacaktır. Bu atığın içinde %20 kuru madde var demek ve atığın larvaya dönüşme oranı FCR(Food Concerson Ratio) 4. Ben tavukların protein ihtiyacını okuduklarımdan yola çıkaran 7 gr/gün/tavuk olarak aldım. Konuyu daha iyi bilenler rakamları orantılıyarak değiştirebilirler.  Gerekli atık miktarı 48 kg/gün ediyor.  hayvan gübresi kullanacaksanız bu miktarı en az iki ile çarpmanız gerekiyor.

Günlük BSF yumurta sayısı:
Bu ölçek için günde 8 gr yumurta toplanması gerekiyor. Günlük 500 çiftlesmeye ihtiyaç var. Her gün 1000 pupa sisteme eklenmeli her iki çiftten birinin çiftleşerek yumurtlayacağı yumurtaların yarısının toplanabileceğini varsayarak hasadın 1/10’nun koloninin idamesi için kullanılması gerektiğini çıkarıyorum. BSF ömrünü 5 gün hesaplarsak 20 bin sineklik bir koloni sahibi olmalısınız.  Nerede ise 10 çıtalık bir kovandaki arı sayısına eşit.


Bu rakamlar 500 tavuk üzerinden ve tüm hayvansal protein ihtiyaçlarını BSFL ile karşılama üzerine kurulu. Oysa tavuklar BSFL dışında doğadan da diyetleri için önemli oranda protein toplayabilirler. Bu nedenle hesaplama yaparken eğer doğal koşullarına yakın bir ortam sağlanabilirse rakamlar oldukça aşağı çekilebilir. Bir diğer  konu larvaların saklanması. Dönemsel olarak ihtiyaç fazlası larva toplanması mümkün olacaktır. Bunların bozulmadan saklanabilmesi için ne tür yöntemler kullanılmalı kendi deneyimlerimi ve okuyarak öğrendiklerimi yakında paylamayı umuyorum.

25 Eylül 2017 Pazartesi

Ticari BSFL Üreticiliği Üzerine



Balık proteinin hayvansal protein kaynağı olarak kullanımının sürdürülebilir olmaması nedeni ile böcek proteini üretimi önemli bir seçenek olarak hızla artıyor. Ticari niş bir alan olarak parlak bir gelecek vaad ediyor.

Peki durum gerçekten böyle mi? Günlük bir ton gibi kaydadeğer üretim kapasitelerine sahip işletmeler  ülkemizde ticari olarak ayakta kalabilir mi? İşin yasal mevzuat kısmını şimdilik bir kenara bırakalım. Günde bir ton üzerinden birazdan yapacağımız hesaplamalar işletmenin ne kadar gerçekçi ve verimli olacağı konusunda fikir verecek. Rakamları daha az veya çok kapasitelere göre ölçeklendirmek mümkün olacak.

Günlük bir ton kuru larva için gerekli atık miktarı eğer sebze meyva atığı gibi nem oranı %80 olan bir diyet kullanılacaksa 20 ton/gündür.( Feed Conversion Ratio yani verilen bir gıdanın biyokütleye dönüşüm oranı.  Sebze meyva atıkları için bu oran yaklaşık dört olarak hesaplandı. Büyükbaş hayvan gübresinde bu oran 9-11. Tavuk gübresi ile karıştırıldığında sebze meyva oranına yaklaşıyor.)
Metrekarede kümülatif olarak 0.5 kg/gün larva hasatı yapılabilir. Bu durumda bir ton için 2 dönüm kapalı beslenme alanına ihtiyaç var. Bu hesap iki boyut üzerinden. Üç boyutlu bir üretim tasarımı yapıldığında hesap değişebilir. Bu alanın 16 derece altında larva beslenme ve büyüme performansında düşme olacağından ısıtılmasını da hesaba katmak lazım.

Tesis için arsa ve inşaat, her gün 20 ton atığın nakliyesi, depolanması, susuzlaştırılması, parçalanması, yönetilmesi için gerekli ekipman bu ekipmanların amortismanı, bakımı, ısıtma, personel giderleri gibi kalemler göz önüne alındığında yatırım maliyetlerinin büyüklüğünü kestirmek mümkün.

Fizibilite hesabı yapılırken atıkların toplanması için atık sahibinin ödediği vergilerin BSF üretme tesisi sahibine gelir olarak kaydedildiği bir ülkede yaşamadığımızı unutmayalım. ( Amerikada gelir hesabı yapılırken ton başına 50-100 dolar vergi kazancı göz önüne alındığında larva satışından elde edilecek toplam gelir 3000 dolar/ton üzerine çıkıyor.) Henüz pazarın oturmadığı, düzenlemelerin hayata geçirilmediği ülkemiz koşullarında bu maliyetlerle ve fiyatlarla işlemenin ayakta kalması zor görünüyor.  Bu nedenle bugünkü koşullarda parakende satış dışında orta erimde karlılık beklemek gerçekçi olmayacaktır.

Ancak BSFL üreticiliğinin yan ürünlerin geliştirilmesi ve pazarlanması ile desteklemesi durumunda yeni bir gelir kaynağı yaratmak mümkün. Bunlardan biri kitin. Dünyada selülozdan sonra en fazla bulunan biyopolimer. Dünyadada 2015 yılı rakamlarına göre yıllık 60 bin ton talep 28 bin ton üretimi var. Yılda %15 büyüyen bir pazar. Sağlık, tarım ve çevre uygulamalarında geniş bir kullanım alanına sahip endüstriyel bir ürün. Su arıtmasında, kozmetik ham madde olarak ya da gıda sanayinde kullanılıyor. Ayrıca toprağa yapılan uygulamalarda kitinaz üreten bakterilerin aktivitesini uyarıyor. Kitinaz da nematodların üremesini baskılayan bir özelliğe sahip.

Diğer bir ürün sızıntı suyu. Larvaların beslenme ortamında fermantasyon ve larva aktivitesine bağlı zengin mikrobiyolojik ve azot içeriğine, kompost çayına eşdeğer hatta bazı yönleri ile daha üstün özelliklere sahip bir yan ürün. Sulandırılarak kökten ya da yapraktan uygulanabilir. Yaklaşık %20 verim artışı sağladığı gösterilmiş. Görece daha oturmuş bir pazarı var. İşletme için önemli bir yan gelir kaynağı olabilir.

Yine sızıntı suyu içerisinde mikrobiyolojik aktiviteye bağlı ortaya çıkan melanin değerli bir ham madde. Ticari olarak bakıldığında 1 gramın değeri 600 dolar. Elbette ülkemizde bunu ayrıştıracak saflaştıracak biyoteknolji laboratuarları  var mı varsa konuyla ilgilenirler mi bilemiyorum.
BSF larvalarının yağ içeriği de bir başka ticari ürün. Ancak farkındalık düzeyi son derece düşük ve yeterli seviyeye çkması zaman alacak gibi görünüyor.


Bu işle hayatını kazanmak isteyen üreticilerin, BSF hikayesinin sonunun solucan gübresi işletmelerinin bir kısmının yaşadığı hayal kırıklığına gebe olabileceğini akıllarında tutmalarında yarar var. Bir başka nokta Batıda kurulan büyük işletmelerin ürettiği larvalarının en önemli pazarı bilimsel araştırmalar. Bu nedenle balık unu fiyatlarının çok üzerinde alıcı buluyor. Batı kültürünün yıllar sonrasına yatırım yaptığı bizim ise bir yıl sonrasına bile burun kıvırdığımız göz önüne alındığında iyimser olmak güçleşiyor.  Kişisel düşüncem BSFL üreticilerinin aynı zamanda bir tavuk ya da balık işletmesi sahibi olmaları. Ya da bu işletmeye sahip olan küçük üreticilerin BSF üretimini öğrenmeleri. Önümüzdeki aylarda özellikle civciv beslenmesinde BSFL larvaları kullanarak küçük bir üretim modeli simüle edeceğim. Bakalım kağıt üstünde ticari olarak ayakta kalabilecek bir işletme olacak mı?

* Önemli ölçüde dipterra.com sitesinden yararlanarak hazırlanmıştır.

7 Ağustos 2017 Pazartesi

Ne yapmak lazım...



Black Soldier Fly yetiştirciliği AB mevzuatında beklenen değişikliklerin Temmuz ayında gerçekleşmesi ile birlikte patlama yaşıyor. İlk BSFL ürünlerinin 2018 yılının başında Avrupa ülkelerinde kullanılmaya başlanacağı öngörülüyor. Güney Afrika Cumhuriyetinde üretim yapan Agriprotein firması Suudi Arabistanda üç üretim merkezini 2018 yılında faaliyete geçiriyor.  Suudi Arabistan bu merkezlerin açılması ile birlikte kanatlı üretiminde kendi kendine yeten bir ülke olmakla ve sınırlı tatlı su kaynakları nedeni ile yem hammaddesi üretiminde sağlayacağı çevresel tasarruflarla öğünüyor. Fransız Ynsect ve Hollandalı Protix devasa kapasiteli böcek üretim çiftliklerini hayata geçiriyor.
Ülkemizde geçtiğimiz yıl 155 milyon dolarlık yem hammadesi ithalatı gerçekleştirildi ve yüksek balık unu talebi nedeni ile Karadenizdeki türlerin %60'ının aşırı avlanmaya bağlı olarak tehdit altında olduğu söyleniyor. Aynı risk Akdeniz ekosistemi için de geçerli. Öte yandan en son 2013 yılında görülen ve dönemsel olarak Peru kıyılarında yaşanan El Nino kasırgası balık unu market fiyatlarını belirleyen en önemli faktör. Birkaç yıl daha 1200-1700 dolar arasında seyretmesi öngörülen balık unu fiyatları meteorolojik bir sürprize bağlı olarak bir anda iki katına çıkabilir. Üretilen her 1 pound somon balığı proteini için 1.3 pound balık unu kullanılıyor. 2013 yılında doğal ortamlarında avlanan balık miktarını geçen ve önümüzdeki 10 yıl içerisinde tüm balık proteini üretiminin %68'ini oluşturacak kültür balıkçılığı üretimi için ise elimizdeki seçeneklerle sürdürülemez bir durum söz konusu. Balık yetiştiriciliğinde balık unun önemli bir alternatifi böcek proteini ve önümüzdeki  5 yılda balık yemi hammaddesi olarak %5 pay sahibi olacak. Bunun market değeri ise 1.6 milyar dolar. Ülkemizde bu alanda yürütmeye çalıştığım farkındalık ve lobi faaliyetleri çerçevesinde Tarım Bakanlığı, Üniversiteler, Ziraat bankası yetkililerine durumu aktardım. Fazlası ile ilişki kurmaya çalıştığım için üniversitelerden bir katkı gelmeyeceğinden nerede ise eminim. Devletin  duyarlılığını ise yaşayıp göreceğiz. 
Önemli bir bilgi ve deneyim gerektiren böcek yetiştiriciliği konusunda sabırlı ve istikrarlı çalışmalara ihtiyaç var. Girişimcilerin önemli bir kısmında konunun ticari bir değer kazanması için gerekli sabır ve teorik altyapı eksikliği bunun yanında gereksiz bir kıskançlık gözlemliyorum. İyi eğitim almış, çevre duyarlılığı yüksek, nitelikli üreticilerin ise bu alanda kilit bir öneme sahip olduğu kanısındayım. Onlar da biraz entellektüel kibir,  biraz tuzu kuruluk ve yaşama bakış farklılıkları nedeni ile işin ticari boyutuna mesafeli duruyorlar. Avrupada bu alana ayrılmış fonları kullanan çevre örgütlerinin gerçekleştirdiği pilot çalışmalar büyük sermaye gruplarına karşı küçük girişimci ve işletmeler lehine rol oynayarak ihtiyaç duyulan bilgi ve deneyimi oluşturuyor,  raporluyor ve paylaşıyorlar. Bizim de benzer modelleri hayata geçirmemiz gerekiyor. Bir kez daha neler yapabileceğimizi değerlendirelim ve tarihe not düşeyim istedim. 

14 Temmuz 2017 Cuma

Orta Ölçekli bir üretim modeli



2017 yılında küçük ölçekli bir üretim tesisini devreye soktuk. Günde 5-10 kg  kapasiteli bu BSFL üretim tesisi ile ilgili görselleri paylaşıyorum.













 
 



EU 1 Temmuz itibari ile BSF Larvalarının Balık Yemi Olarak Kullanımına İzin Verdi


Avrupa Birliği Black Soldier Fly larvalarının balık yemi olarak kullanımına izin verdi.Tavuk yemi olarak kullanımı konusunda ise kısıtlamalar sürüyor.

http://www.allaboutfeed.net/New-Proteins/Articles/2017/7/July-1-A-milestone-for-insect-protein-153159E/

Avrupa Birliği ülkelerinde endüstriyel ölçekte böcek üretimi yapacak firma sayısı son bir kaç yılda hızla arttı. Önemli bir hammadde pazarı oluşuyor. Ülkemizde ise bu konuda bir hazırlık yapıldığını hiç sanmıyorum.

4 Mayıs 2017 Perşembe

Yeni başlayacaklar için...

Black soldier fly larvası yetiştirmek isteyenlerin ve bu konuda deneyimi olmayanların kendilerine sormaları gereken ilk soru ürettiğim larvaları nasıl değerlendirmeyi düşünüyorum olmalıdır. Bu sorunun cevabı nihai ölçeği belirleyecektir. Bu yazı ilk kez koloni kuracaklar için hazırlanmış genel bir çerçeve sunmaktadır.

BSFL üretimek isteyenlerin ciddi bir teorik altyapı edinmeleri gerekiyor. Ne yazık ki, Türkçe kaynak yok. Sineğin biyolojisi ve üretimi konusunda bilgi almak için altında akademik imza olan kaynakları öneririm. Forumlardan elde edilen ampirik bilgilerin okuyanın temel bilgi süzgecinden geçmesi gerekiyor. Ayrıca süreç içerisinde karşılaşacağı sorunların çözümü noktasında destek almak için de bu teorik alt yapı şart.

1.       Bir koloni kurulması ve sineklerden yumurta elde edilmesini kritik buluyorum. Larvaların beslenmesi, ayrıştırılması, kurutulması vb konular rahatlıkla kotarılabilir.
2.       Öncelikle sıcak bir iklimde yaşıyor olmalısınız veya kışın ısıtma maliyetlerini karşılayabilecek kadar sermayeniz olmalı ya da kışın koloniyi kapatıp yazın tekrar baştan kurmalısınız.
3.       En az 16 metrekuplük çatıdan oldukça iyi ışık alacak kapalı bir alanınız olmalı. Küçük bir sera da olabilir.
4.       Önerilen 10 bin, optimum 20 bin larva ile başlamalısınız. İşler iyi giderse daha az sayıda larvadan da koloni kurup en azından koloninin optimum büyüklüğe erişmesi için gerekli yumurta sayısına ulaşabilirsiniz. Daha yüksek başarısızlık riski taşır ve zaman kaybına neden olur. Yazın çalıştıracaksanız en az iki ay kaybedersiniz. Karar sizin.
Aldığınız larvaları tercihan alttan larvaların kaçısını engelleyecek ancak sızıntı suyunun çıkmasına izin verecek bir drenaja sahip 0.7 x 0.7 m civarında boyutlarda plastik bir kutuda beslemeye başlayın. Özellikle nem oranı yüksek sebze sulu atık gıdalar meyva gibi besinler kullanacaksanız drenaj şart. Tavuk ya da civciv yemi başlangıç maması olarak uygun tercih. İlk 5 gün bununla besleyin. Mamayı bitirdikçe verin. Larvalar büyürken kutunun içindeki besin seviyesinin 15-20 cm geçmesine izin vermeyin. Çamur kıvamında yapışkan bir hal alacak olursa form kazanması için kaba talaş karıştırarak havalanmasını sağlayın. Bu şekilde karıştırarak yuzde 60 civarında bir nemlilikte tutmaya çalışın. Pupaya dönen larvalar için kuru ve karanlık bir yatak hazırlamalısınız ve larvaların bu alana göç edebilmesi için uygun parkurlar tasarlamalısınız. Bu konuda internette değişik kutular, rampa, boru kullanılmış yaratıcı tasarımlar var. Çaresiz kalırsanız prepupa dönemine gelindiğinde larvaların beslendiği alanın üzerine yer yer yırtılmış yumuşak bir muşamba serin ve lambayı kapatın. Birkaç saat arayla kontrol ederek muşambanın üzerine göç etmiş prepupaları toplayın. Altına saklanacakları kaba talaş bulunan bir kabın içerisine aktarın. Burada pupaya dönecek ve sinek haline gelerek kafesinize yayılacakladır. İlk jenerasyon için sineklerin mevcut beslenme ortamının içine ya da etrafına koyacağınız tahta plakalar arasına yumurtlamasına izin verin. Yer bulamadıkları için yumurtlamamazlık etmeyeceklerdir. Böylece güçlü ve sürekli bir koloni için gerekli larva havuzuna ikinci kuşakta ulaşırsınız.Işık, nem, yumurta toplama, larva kreşi vb pek çok ayrıntıya girmiyorum. Konu ile ilgili okumalarınızda ve internette bolca bulunan videoları izlediğinizde çok rahat anlayacaksınız. Takıldığınız yerlerde sorun. Kıskançlık etmeyecek ve sorularınızı yanıtlayacak birisi mutlaka çıkacaktır
Not. Sadece kişisel deneyimlerimden ve okuduklarımdan yararlanarak hazırladım. İçeriği uygulamaların sorumluluğunu taşımaz

30 Ocak 2017 Pazartesi

Larvalarda Stres Faktörleri ve Koloni Çökmesi

Black soldier larva yetiştiriciliğinde üretimin boyutu arttıkça larva kolonisinin aniden çökmesi durumu ile karşılaşılabilir. Bu maliyetli ve hayal kırıklığı yaratan bir durumdur. Bazen koloni nüfusunu, koloni çöküşünden önceki noktaya getirmek birkaç hafta, hatta ay sürebilir. Bununla birlikte, koloni çöküşü üretim ve hasat aşamalarında kaçınılmaz olarak değişen bir veya daha fazla çevresel faktöre bağlı olabilir ve bu durumun önüne geçilebilir.

Larvaların organik atıklarla yetiştirildiği ortam, aynı besin maddeleri için rekabet edilen biyolojik bir süreçtir. Her çeşit mikroorganizma, yaygın toprak omurgasızları, yırtıcı böcekler ve akarlar aynı besin maddeleri ve ortamı için yarışırlar. Her biri rakiplerine kıyasla elinden gelenin en iyisini yaparak kazanmaya çalışır. Çevre dengesi, BSF larvaları için gerekli olandan uzaklaştığında, larvalar rakiplerine yenik düşebilir. Larvaların sağlıklı büyümesini sağlamak için gerekli koşulları düzeltici tedbirler alınmadığında, bu dengesizlik doğrudan koloni çöküşüne yol açan bir sürece dönüşür. Larvalar besin maddeleri için rekabete iyi adapte olsa da, çürüyen atığın kompozisyonundaki dinamik fizyokimyasal değişiklikler büyük önem taşımaktadır. Ortamdaki pH  ve sıcaklık; bozulma sürecine, nem içeriğine ve drenaj koşullarına bağlı olarak geniş dalgalanmalar gösterebilir. Dış oda sıcaklığının ne kadar iyi kontrol edildiği, büyüme ortamındaki nem ve larva biyolojik reaktörüne giren hammadde yük oranını kontrol etmek, larval üretimini yönetmek için yeterli değildir.
Uzun süre larva üretimini sürdürmek için, öncelikle larva verimini en üst düzeyde tutmanın  uygun koşulları gözlemlenerek öğrenilmelidir. Bu bilgiyi kullanarak larvalar lehine oluşan rekabet dengesi korunmalıdır.

Larvanın besin kaynağı olarak gıda atıkları kullanılacaksa büyümeyi en üst düzeye çıkarmak için bunlar parçalanmalıdır. Larvaların   linyoselülozik bitki ürünlerinin dış kütikül tabakasına nüfuz etmesine yardım edilmesi gerekir. Larvalar bu fiziksel tabakayı aşacak yapıdan ve enzimlerden yoksundurlar. Bu tabakayı aşmaya yardım eden, soyulma,  delinme, çatlama veya bölünme olmadıkça, portakal, kavun, elma, muz, karnabahar ve diğer meyve ve sebze ürünlerinin içerisindeki besin maddelerine kolayca ulaşamazlar. Parçalama ve/veya öğütme, larvalara besleyicilere daha fazla erişebilecek şekilde genel yüzey alanını belirgin biçimde arttırır. Bu aynı zamanda ,atıklardan bol miktarda sulu besin maddesine de ulaşmalarına yardım eder. Biyoreaktöre eklemeden önce yiyeceklerin parçalanması gibi basit bir adım, larva verimini belirgin bir şekilde artırabilir. 

Bununla birlikte, gıda atıklarının fiziksel görünümü ve dokusu, yoğunluğu, viskozitesi ve gözenekliliği beslenme ortamına eklendikten sonra çok dinamik bir şekilde değişir. Oksijenin difüzyonu ve nüfuz etmesi ve bu metabolik ve fiziksel değişikliklere eşlik eden gaz çıkışı bozunma süreci boyunca farklılıklar gösterir. Bunlara bağlı olarak gelişen ve larva verimini etkileyen ya da koloni çöküşüne neden olan stres faktörlerini bilinmesi önemlidir.

Genç bir larvanın biyoreaktörden erken göçü 
Genellikle fazla anaerobik durum ile sonuçlanan besleme stoğunun yetersiz havalandırılması organik asitlerin aşırı birikimine ve pH düşüşüne neden olur. Gıda içeriğindeki aşırı nem, ortamın havalanmasını engelleyerek anaerobik durumu ağırlaştırır. Yapışkan bir hal alan bu ortam özellikle bir kısım genç larvanın hareketini engellerken, yaşanan strese bağlı olarak larvalar ortamdan ayrılma davranışı gösterir.
Çok fazla hacim kazandıran ajan varlığı, aşırı karıştırma  aerobik oksidasyonun eşlik ettiği aşırı ısı üretimine neden olur - Besleme stoğu ile karıştırılmış hacim arttırıcı maddelerin miktarı azaltılarak ya da biyoreaktördeki besleme stoğuna su eklenerek sıcaklık 25 ila 40 ° C arasında tutulmalıdır. Aksi halde larva stresine bağlı olarak  larvaların ortam dışına kaçma davranışı ortaya çıkar. Larvaların biyoreaktörde aşırı popülasyonu ya da biyolojik reaktördeki yetersiz besleme stoğu, genç yaştaki larvaların erkenden prepupae aşamasına geçmesine ya da prematür göç davranışına neden olur.

Biyolojik reaktörde genç larva popülasyonunda yokluk veya belirgin düşüş 
BSF yetişkinlerinin çiftleştiği sıcaklığın 25 ° C'nin altında, tercihen 30 ° C'nin üzerinde olmadığından, doğal ışığın gün boyunca eşleşme alanını doldurduğundan emin olunmalıdır. Yumurtalar ortam nemi çok düşükse kururlar. Yumurtaların uygun koşullarda 4 gün içerisinde kaybolmaları beklenir. Koloninin idamesi için yeterli pupa stoğu tutulmalıdır. Bu oran yaklaşık olarak %10 dur. Larvalar ilk çıktıklarında sonsuz bir delme davranışı gösterirler. Yeterli hacim sağlayıcı madde ortamda yoksa, aşırı nemliyse ve beslenme ortamı çok derinse(Derinlik 25 cm geçmemelidir)yumurtadan yeni çıkan larvalar ortamın tabanına ulaştıktan sonra yeniden yukarı çıkamaz ve anaerobik ortama maruz kalırlar.

Karton şeritler veya biyolojik bozunmaya duyarlı diğer yumurta toplama plakaları kullanılmamalıdır. Bu maddeler, yeni larvalar yumurta debriyajlarından arınmadan önce, yüzeylerinde biriken, yumurta debriyajlarına kolayca bulaşan ve öldüren fungal sporları toplamaya çok yatkındır.

Not: Bilgiler www.dipterra.com sitesinden derlenmiştir

23 Ocak 2017 Pazartesi

Avruba Birliği Balık Yemi Olarak Böcek Proteini Kullanımını Onaylıyor

Böcek Üretim sektörünün gıda ve yem sektörünün çıkarlarını temsil eden Avrupa Şemsiye Örgütü IPIFF, böcek proteinlerinin balık yemi olarak kullanılması konusunda AB Üye Devletleri tarafından verilen yeşil ışığı memnuniyetle karşıladı. AB üye devletleri temsilcilerinin, AB Bitkiler, Hayvanlar, Yem ve Yemler Daimi Komitesi (SCoPAFF) toplantısında 14 Aralık 2016 tarihinde yaptıkları görüşmede konuyu onaylaması, kararın 2017 ilkbaharında resmen kabul edilmesi ve böcek proteinlerinin 1 Temmuz 2017'den itibaren balık yemi olarak etkin bir şekilde kullanılmasına izin verilmesi gerektiği anlamına geliyor.

IPIFF yetkilileri bu mevzuat değişikliğinin Avrupa böcek üretim sektörünün gelişmesine katkı yapacak çok önemli bir kilometre taşı olduğunu söyledi. IPIFF başkan yardımcısı Tarique Arsiwalla, 8 Ekim 2015 tarihli Avrupa Gıda Güvenliği Otoritesi'nin (EFSA) son görüşünü hatırlatarak, ''Böcek üreticileri düzenlemelerdeki hijyen kurallarına uydukları takdirde, bitki esaslı materyalle beslenen böcekler hiçbir risk taşımazlar'' dedi.

IPIFF başkanı, "Uzun vadede, bu değişiklikler Avrupa'daki protein ithalatına olan bağımlılığın hafifletilmesine katkıda bulunacak ve AB üreticileri ve müşterileri için umut verici bir protein kaynağı olacaktır" dedi. AgriProtein'in (Güney Afrika'da kurulan dünyanın en büyük böcek üreticisi) kurucularından Jason Drew, şunları söyledi: ''Bu, çevre ve dünya gıda güvenliği için büyük bir adımdır. Hayvan diyetlerinde balık proteinini böcek proteiniyle değiştirmek, okyanus kaynaklarını yalnızca insan tüketimi için ayırmamızı sağlar'' dedi.

Yukarıdaki metin aşağıdaki adresten Türkçeleştirilerek alınmıştır.


Yorum:
Bu gelişme Amerikadan sonra AB ülkelerinde de yem hammaddesi olarak böcek proteini kullanımına izin verilmesi anlamına geliyor. Nitekim Kanadalı Enterra firması kendi ülkesinde tavuk yemi olarak böcek unu kullanımı için onay aldı ve İsviçrenin Friburg kantonunda büyük bir BSF üretim tesisi kurmaya başladı. 

Yaşananlar ülkemiz açısından da büyük bir fırsat anlamına geliyor. Ticari işletme kurmak isteyen girişimcileri ve sermaye sahiplerini yüreklendirecek ölçekte büyük bir pazar oluşurken, bu gelişmeleri okyanusdaki ringa balıkları ve Karadenizdeki hamsilerin avlanma ihtiyacını azaltarak sadece insan gıdası olarak kullanılmasını sağlayacak çok olumlu bir adım olarak yorumlamak gerekiyor.